7 Mart 2010 Pazar günü Siverek Feneri Derneğinin Filistin yararına Siverek Kapalı Spor Salonunda gereçekleştirdiği Ömer Karaoğlu ve Seyfullah’ın katıldığı konsere Siverek Özgür-Der Çocuk Kulübü  öğrencileri öğretmenleri ile birlikte katıldı. Coşkulu geçen konserden sonra Özgür-Der Çocuk Kulübündeki çocuklar ses sanatçısı Ömer Karaoğlu ile tanışıp hatıra fotoğrafı çektirdiler. Çocuk Kulubündeki etkinliklerin de kısaca anlatıldığı tanışmada, çocuklar Ömer Karaoğlu’nu başka bir etkinlikte de Siverek’te görmek istediklerini ifade ettiler.

Diyarbakır Özgür Çocuk Kulübü öğrencilerinden Arif Dilşad Melikoğlu’nun Kur’an-ı Kerim’i hatmetmesi üzerine kulüp öğrencilerimiz, ailesi ve kulüp öğretmenlerimizin hazırladığı etkinlikle kutlandı.

Etkinlik kulüp öğretmenlerimizden Şadiye Aslan’ın günün anlam ve önemini belirten konuşmasıyla başladı. Arif Dilşad Melikoğlu bize Kuran-ı Kerim’in Bakara süresinin 1-16. ayetlerini okudu, ardından kulüp öğrencilerimizden  Ayşe Eren meailini okudu.
     Program kulüp öğretmenleri Emine Doğru’nun Kuran-ı Kerim’in önemini anlattığı kısa bir konuşma ile devam etti. Emine Doğru’nun konuşmasının ardından, kulüp öğrencilerimizden oluşan koromuz öğretmenleri eşliğinde öğrendikleri ezgileri bizimle paylaştılar, ayrıca Arif Dilşad Melikoğlu Grup Özgürlük Türküleri’nden “Ekine Yürüyen Su”,Yusuf İhsan Atlı ise Grup Yürüyüş’ten “Le Le Çima” adlı parçayı solo olarak seslendirdiler.
     Arif Dilşad Melikoğlu’nun ailesi çocuklarının Kur’an-ı Kerim’i hatmetmesinden dolayı duydukları sevinçten dolayı çocuklarına çeşitli hediyeler almışlardı; programın devamında bu hediyeleri sundular. Özgür Çocuk Kulübünün de öğrencimize hediyesi vardı, hediyeyi Özgür Çocuk Kulübü adına öğrencimiz Kuran-ı Kerim öğretmeni Mesut Şimşek verdi. Hediyeleşmenin ardından öğrencimizin babası İhsan Melikoğlu: “Kur’an-ı Kerim’i okumanın anlamanın ne kadar önemli olduğunu, oğullarının sadece okumasını değil, okumakla beraber öğrendiklerini hayata geçirmesini temenni ettiklerini, ancak böylelikle Allah’a hakkıyla kulluk edebileceğini ve bunu ailesi olarak da çok istiyoruz” dedi.
     Programlarımız ikramlarla birlikte sona erdi.

Zeynep Toğrul - Islah Haber

 

 

Özgür Çocuk Kulübü öğrencileri renk renk ve çeşitli balıklar, köpek balığı, yengeç, ahtapot gibi deniz hayvanlarının bulunduğu akvaryumu keyifli dolaştılar.  Öğrenciler akvaryumda bulunan dalgıcın yaptığı özel gösteriyi de izleme imkânı elde ettiler.  Akvaryum çıkışında görevlilere yüzlerini boyatan öğrenciler eğlenceli bir gün geçirdiler.   

 

 

 

Özgür Çocuk Kulübü ana sınıfı öğrencileri Bayrampaşa’da bulunan dev Akvaryuma geziye gitti. Kulübün minik öğrencileri akvaryumu büyük bir heyecanla dolaştı.  Öğrenciler Akvaryumda bulunan tünelden geçerken gördükleri renk renk ve büyük balıklar sayesinde çok eğlendiler.  Akvaryum içinde bulunan ve balıklara yem veren dalgıçlar da minikler için ayrı bir eğlence kaynağı oldu. 

Hep birlikte fotoğraf çektiren minik öğrenciler Akvaryumda güzel bir gün geçirdiler. 

 

Diyarbakır Özgür Çocuk Kulübü 4.sınıf öğrencisi Hacer Balı’nın aldığı örtünme kararı 20.02.2010 tarihinde kulüp öğrencileri,öğretmenleri ve örtü direnişçisi Ece Nur Özel ve ailesininde katıldığı bir etkinlikle kutlandı.

 

Kulüp öğretmeni Şadiye Aslan öğrencilere sorduğu “özel günlerimiz nelerdir?” sorusuyla başlanan etkinliğe öğrençilerin vermiş olduğu cevaplar batının bize dayattığı günleri sıralamaya başladılar.(Yılbaşı,anneler günü,babalar günü…).Bunun üzerine Aslan “müslümanların kendilerine ait özel günlerinin olması gerektiği” vurgusunda bulundu.Bunların;örtünme günü,namaza başlama günü,Kuran-ı Kerim’i okumaya başlama günü olarak ifade etti.

 

Hemen ardından yine kulüp öğretmenlerimizden Zeynep Gizli kendi örtünme kararını örtünme öncesi yaşadıklarını nasıl örtünmeye karar verdiğini ve örtünmenin ehemmiyeti hakkında öğrencilere kısa bir bilgi verdi.Daha sonra sözü örtünme kararı alan Hacer Balı aldı.Balı ifadelerini şöyle sıraladı;”Ben 3.sınıfatan beri örtünmeyi düşünüyordum.Örtü ayetleri ile karşılaştım Allah beni çağırıyordu…Hacer gel!…Hacer gel! diyordu.Beni zorlukların beklediğini biliyorum ama Allah için bunu yapacağım.Ben herkesin yani bayanların örtünmesini çok istiyorum.Allah’ın emrini yapmalarını istiyorum.İsteğim velilerimizin toplanıp örtü yasaağının olmadığı bir okul açmalarıdır.” 

Bunun ardından Hacer Balı ve Ece Nur Özel hediyeleştiler.Hediyeleşme sonrası yapılan ikramların ardından kutlama sone erdi.

Zeynep Toğrul - Islah Haber

Özgür Çocuk Kulubü’nün her ay düzenlediği veli seminerlerinin dördüncüsü gerçekleşti. “Çocuk ve dini eğitim” başlıklı semineri Saadet Uzun sundu.

 

 

 

 Saadet Uzun konuşmasına çocuğun dini eğitimde temel ilkeleri olduğunun altını çizerek başladı.

Çocuğumuza dini eğitim verirken herhangi bir konuda başarılı olsun diye değil, temelde doğru bir bakış açısına sahip olsun diye yaklaşılması gerektiğini belirtti.

Temel ilkelerin Ailede başladığına vurgu yapan konuşmacı anne ve baba olduktan sonra sorumluluğun ölene kadar devam ettiğini hatırlattı. Çocuğumuza ilk başta güzel bir isim vermekle başlayan sorumluluğumuzun hayat boyu göstereceğimiz örnekliğimizle devam edeceğini belirtti. Çocuğumuzun namaz kılmasını istiyorsak onun bulunduğu ortamda namaz kılarak, aynı şekilde Kur’an okuyarak yani yaşantımızla çocuğumuza örnek olmamız gerektiğini sözlerine ekledi.

Diğer bir önemli nokta olarak da çocuğumuzun psikolojisini iyi bilmemiz gerektiğini ve ona tedrici bir şekilde yaklaşılmasına dikkat çekti.

Ayrıca Allah sevgisinin esas olması üzerinde duran Uzun sevgi ve korku olmak üzere 2 duygudan bahsetti. Allah inancının Allah korkusuyla değil (Yapma günahtır ya da Allah seni taş eder gibi) Allah’ı sevdirerek verilmesi gerektiğini örnekler üzerinden aktardı.

Uzun konuşmasına Hz. İbrahim’in gençlik döneminde Allah’ı arayışından örnekler ve Peygamberin çocuk eğitimi hakkındaki hadislerle devam etti. Çocukların 4 ve 5 yaşlarında Allah’ı insan gibi düşündüğünü ve ilerleyen yaşlarda bu somut düşünceden soyut düşünceye gelindiğini, 12 ve 15 yaşlardan sonra her şeyin zihinde oturduğunu belirtti.

Konuşmacı Çocukta Dini inanç ne kadar sağlam olursa, ergenlik dönemindeki sıkıntıların da o denli çabuk atlatıldığını belirterek sözlerini bitirdi.

Seminer katılımcıların sorduğu sorulara cevaplarla son buldu…

Haksöz Haber / Nilüfer İnan

 

Özgür-Der Gençlik Seminerleri organizasyonu ile Küçükçekmece Özgür-Der’de, mü’minlerin kimliklerini oluşturmada en önemli mihenk taşı olan “Emanet ve Eminlik” konusu, Sündüz Altuntaş ve Fatma Turan’ın sunumuyla işlendi.

 

 

 Emanetin kavramsal boyutunu izah ederek konuya giriş yapan Sündüz Altuntaş; Nur süresi 55. ayet bağlamında cahili otoriteden ve zulümden uzak, güvenli bir yaşam ortamının ancak vahiyle sağlanabileceğine dikkat çekti. Emin beldeleri anlatırken Tin ve Bakara surelerine atıfta bulunarak; cahiliyede de eman müessesesinin olduğunu ancak, eman müessesesinin sadece imanla oluşabileceğini ifade etti.

 

Allah’ın insana verdiği vahiy emanetini ve insanların birbirlerine karşı olan emanet sorumluluğu hatırlatan Altuntaş, vahiy sorumluluğunu üstlenen peygamberlerin de risaletten önce emin insanlar olarak tanındıklarının altını çizdi. “Allah’a karşı dürüst olan, başkalarına da dürüst olur. Konuşmacı, bu da bazı zorlukları beraberinde getirebilir” diyerek emr-i bi’l maruf ve nehy-i ani’l münker bilinciyle hareket etmesi gereken davetçinin, önyargıdan uzak, dürüst, erdemli olmasının önemine dikkat çekti. Altuntaş sunumunu, toplumun bu kavramları yeterince kavrayamadığını hatırlatarak noktaladı.

Fatma Turan’ın sunumuyla devam eden seminerde konuşmacı ilk olarak insanın sahip olduğu ruhi, bedeni, mali her türlü imkânın ve nimetin birer emanet olduğunu ama bu emanetler içinde en çok kıymeti bilinmeyen emanetin zaman emaneti olduğunu ifade etti.

“Emaneti ehline vermek ne kadar önemliyse bir iş için ehil olanı seçmek de o kadar önemlidir. Emaneti ehil olana teslim etmezsek hem kendimize hem emanete hem de emaneti yüklenene zulüm etmiş oluruz” diyerek adalet kavramı üzerinde duran Turan, emanet ehliyetini, Allah’a karşı duyulan sorumluluk bilinci, yeterlilik ve yetenek, meşruluk ve insana yararlı olmak çerçevesinde değerlendirdi.

Konuşmacı son olarak, ” insan vahiyden uzak kalırsa duyu organları dünyevi isteklerle meşgul olur. Vahyin elinden tutmadığı akıl beş duyunun götürebildiği yere kadar gider” dedi.

Nisanur Ayar-Sevranur Ayar

Şehit ve şahadet ayı olarak bilinen Şubat ayı dolayısıyla Özgür-Der Siverek Temsilciliği’nde “Şehitler Gecesi” düzenleyen kız öğrenciler, programda şehitlik ile şahit olmak arasındaki bağlantıya dikkat çektiler.

Siverek’te Özgür-Der Temsilciliği’nde “Şehitler Gecesi” düzenleyen Özgür-Der Gençlik Kulübü mensubu kız öğrenciler, hazırladıkları programda, “şehit olmadan önce şahit olma bilinci” temalı etkinlikler icra ettiler.

Sunuculuğunu Rümeysa Çalan’ın yaptığı program, Sümeyra ve Semra Altındağ kardeşlerin okuduğu Kur’an-ı Kerim ve meali ile başladı. Ardından şehitlerle ilgili bir slâyt gösterimi ile devam etti.

Slâyt gösterisinden sonra İlk kadın şehit Hz. Sümeyye’nin hayatı anlatıldı. Ardından sırası ile Musab bin Umeyr, Kürdistan coğrafyasının şehidi Şeyh Said, Mısır şehidi Seyyid Kutub, İran şehidi Ali Şeriati, Filistin şehidi Şeyh Ahmed Yasin’in hayatları ve şahadetleri anlatıldı.

Özgür-Der Gençlik Kulübü Korosu’nun söylediği şahadet ezgileri ve şiir dinletisi ile programa devam edildi. Program şahadet temalı bir dua ile son buldu.

Özgür Çocuk Kulübü, çocukların, çocuk kulübüne bakış açılarını, beklentilerini, çocuk kulübünün vizyonu ve geleceği hakkında neler düşündüklerini anlamak amacıyla bir program düzenledi.

Çocuk kulübünde  “Söz çocukta” adıyla yapılan program, kulüp öğretmenlerinden Şadiye Aslan yönetiminde interaktif bir şekilde gerçekleştirildi.

İki seans şeklinde gerçekleştirilen programın sabahki seansında 4. ve 5. sınıf öğrencileriyle öğleden sonraki seansında da 2. ve 3. sınıf öğrenciler hasbihal edildi.

Program, kek ve meyve suyu ikramıyla son buldu.

Özgür Çocuk Kulübü Veli Seminerleri…

Özgür Çocuk Kulübünün her ay düzenlediği veli seminerlerinin üçüncüsü gerçekleşti.

“Çalışan anne ve çocuk” başlıklı semineri Nursel Küçükaytekin sundu.

Küçükaytekin konuşmasında günümüzde çalışan birçok annenin idealleri, hedefleri veya sosyalleşme mantığıyla hareket edip, çok zaruri olmadığı halde iş hayatına atılarak çocukların anneye en çok muhtaç oldukları bir zamanda kreşe veya yuvalara bırakıldığını söyledi. Çalışan annelerin çocuklarına yeterli zamanı ayıramadıkları için çocuklarının iç dünyasına giremediklerini bunun sonucunda da anne babadan kopmuş birbirini anlamayan bireylerle karşılaştığımız gerçeğine dikkatleri çekti.

Küçükaytekin Peygamberin (s.a.v) çocuklara bakış açısını önemsememiz ve bu doğrultuda çocuklarımızı büyütmemiz gerektiğini belirterek Peygamber’in hayatından örnekler vererek konuşmasına devam etti.

Aile kavramının önemi üzerinde duran konuşmacı ayrıca günümüzde birçok kadının annelik işini külfet olarak gördüğüne vurgu yaptı. Çocukların hepsinin birer ayrı dünya olduğunu, genelde aile özelde ise annenin görevinin o dünyanın içine girmek olduğunu söyleyen Küçükaytekin onlarla kaliteli zaman geçirmenin de önemini belirterek daha sonra çalışan anne ve çocuk diyalogları ile ilgili yaşadığı bir kaç olaydan örnekler vererek konuşmasının bitirdi.

Seminer katılımcıların sorduğu sorulara verilen cevaplarla son buldu.

Haksöz Haber/Nilüfer İnan