Özgür Çocuk Kulübünün   minik öğrencileri  arkadaşları ile beraber piknik yapıp, oyunparkında doyasıya oynayıp, hayvanat bahçesini gezerek  Adaparkta eğlenceli bir gün geçirdiler.

 

 

 

 

Özgür-Der Siverek şubesi çocuk kulübünde “Müslümanlar ve Kültürel Değerleri” konulu resim çalışması yapıldı.

 

 Haftada bir yapılan sosyal etkinlikte bu hafta “Müslümanlar ve Kültürel Değerleri” temalı resim çalışması yapıldı.

 

Çocukların konu ile ilgili okulda öğrendikleri temalar dışına çıkıp yeni tema oluşturmalarını hedefleyen bu haftaki çalışmada çocuklar zengin duygu ve düşüncelerini resimlerine yansıttı.

Resim çalışmasından önce her çocuk “Müslümanlar ve Kültürel Değerleri” ile ilgili kısa bir değerlendirme yaptı. Öğretmenleri Adnan Yeşildağ konuştuklarını resimlerine yansıtmaları gerekliliği ve önemi ile ilgili bir konuşmadan sonra resim çizimine geçildi.

 

Resim çiziminden sonra tüm çizimler sergilenerek çocukların kullandıkları oylar sayesinde birinci seçildi. Bu aşamada çocuklara yaptıkları çalışmaları, bir başkasının çalışması ile kıyaslama ve resim üzerinde değerlendirme yapma yeteneğinin gelişmesi hedeflendi.

 

Çalışma çocuklara yapılan ikramdan sonra son buldu.

 

Murat BAŞARAN/ Haksöz Haber

Diyarbakır Özgür Çocuk Kulübü öğretmen ve öğrencileri, “Büyüyünce Ne Olacaksın?” adlı tiyatro oyununa gittiler.

 

Özgür Çocuk Kulübünün 2. ile 3. sınıf öğrencilerinin ve öğretmenlerinin katıldığı, çocuklara sıkça sorulan “Büyüyünce ne olacaksın?” sorusunu temel alan ve bu konuda çocukların zihinlerindeki cevapları sahneye aktaran, Turgut Denizer’in yazdığı ve Hakan Şahin’in yönettiği “Büyüyünce Ne Olacaksın?”adlı tiyatro oyunu sevilerek izlendi. İzlerken güldüren ve düşündüren oyun çocukların beğenisini kazandı.

 

Tiyatroya ilk kez giden bazı öğrenciler, bu sevinçlerini, arkadaşlarına ve öğretmenlerine ilettiler.

Tiyatronun verdiği mesaj öğrenciler tarafından “Bütün meslekler güzel, hakkıyla yapılınca.”cümlesiyle ifade edildi. Çevrenin temiz tutulması gerektiği de öğrenciler tarafından vurgulandı.

 

Islah haber\ Zeynep Toğrul

Özgür-Der’in ayda bir düzenlediği gençlere yönelik seminerleri devam etti. Bu ay ki seminerin sunumlarını Kevser ÇAKIR ve Münevver SOFUOĞLU yaptı.

Seminer öncesi bir araya gelen gençler sohbet edip kahvaltı yaptı. Daha sonra bir ay önce ilan edilen “Emr’i Bil-Maruf ve Nehy’i Ani’l –Münker konulu hikaye ve resim yarışmasının sonuçları açıklandı. Resim alanında birinci, ikinci. üçüncü ve yazı alanında birinci olanlara ödülleri verildi.

Yarışmada dereceye girenlerin isimleri şöyle:

Resim dalında birinci: Gülhan Kılıç, ikinci: Sena Oğuz, üçüncü: Sahra Kuyumcu olurken, hikaye dalında ise Nisa Nur Ayar birinci oldu.

Yarışma sonuçları açıklandıktan sonra seminere geçildi.

Bu ay ki seminerin konusu “Emr’i Bil -Maruf Nehy’i Ani’l-Münker” yani“Tebliğ ve Davet” idi. Anlatıcılar ise çok değerli Kevser ÇAKIR ve Münevver SOFUOĞLU idi.

İslam’ın temel şartlarından olan tebliğ ve davet konulu seminerin ilk konuşmacısı Kevser ÇAKIR oldu.

Kelime anlamları dini doğru bir dil ve yaşayışla anlatmak olan tebliğ ve davetin günümüz de kendini Müslüman sanan insanlar tarafından kendilerinin uydurmuş olduğu İslam’ın 5 şartı içinde olmamasının yanlışlığı belirtildi (ARAF 165. Ayet).

Tebliğ ve Davet’i üç başlıkta inceleyen Kevser Çakır’ın “Birdavetçi nasıl olmalıdır ve muhatapları kimlerdir?” sorusuna verdiği cevabı şöyle özetleyebiliriz;

Davetçi ilk önce iman etmiş bir Müslüman olmalı(ENFAL-29.Ayet).

İyilik ve kötülük kavramlarını ayırt edebilmeli ve sorumluluk bilincine sahip olmalı.

Dilsel yeterliliği -kendini ifade edebilecek kadar- olmalı.

Davet’e muhattab olanları ise; islamı tanımış fakat nefsinin ve dünya menfaatlerinin ağır gelmesi ile unutmuş olanlar, hiç tanımamış yeni öğretilecek olanlar, kafir olup da korkutulacak olanlar olarak sınıflandırdı.

Tebliğ yaparken Kur’an, Peygamberlerin pratiği ve ümmetin tecrübesinin kaynaklar olabileceğini ancak itidalli bir peygamber algısının oluşması gerektiğini söyledi. Çünkü peygamberler nefse değil vahye tabi olmuştur.

Tebliğ yöntemini “Veriler ve Araçlar” olarak ikiye ayıran Kevser Çakır değişen ve değişmeyen verileri örnek verdi. Tebliğin insana, zamana, çoğrafyaya, önem ve önceliğe göre değiştiğini vahiy ve fıtratın değişmediğini vurguladı. Tebliğ yaparken kullanacağımız teknik araçlara ise gazete, dergi, okul, dernek örneklerini verdi.

Diğer konuşmacı Münevver SOFUOĞLU “Ma’ruf ve Münker” kavramlarını açıkladı.

Bizim bireysel, bencil ve vurdumduymaz insanlar olmamamız gerektiğini iyiliği (Ma’ruf) yayarak kötülükten kurtulabileceğimiz söyledi.

Ayrıca bu fiili yerine getirebilmemiz için Kur’an’ı iyi okumamız gerektiğini söyledi (2/121).

Emr-i bil- Maruf ve Nehy-i Anil Münkerin ve Rasül’un bize öğrettiği çok önemli bir kural olduğunu ve toplumsal dengenin devamını garanti altına aldığını vurgulayarak bize konu ile ilgili şu ayetleri örnek verdi; Tevbe: 71, Hac: 41, Al-i imran: 110 ve 104.  Ayetler.

Kur’an’da kötülüklere karşı verilen tavırlardan bahsederken A’raf: 164 / 165. ayetlerini verdi. Bu ayetlerde vahye karşı ortaya konan 3 grup olduğunu belirtti

* İsyankar zalim grup,

* Zulme kötülüğe zayıf ve pasif tavır alan grup,

* Haksızlığa karşı olan aktif grup.

Kötülük yapmanın ve iyiliği engellemenin ise zalim insanların özellikleri olduğunu söyledi ve Maide: 78 / 79, Tevbe : 67 ayetlerini verdi.

Münevver Sofulu konuşmasının devamında Ma’ruf’u emretme vazifesinde davetçinin amelinin çok önemli olduğunu vurguladı. Davetçinin amelinin ve sözlerinin birbirine uyması gerektiğini söyledi. Toplumsal hayattan örnekler vererek özellikle msn ve facebook ‘u örnek gösterdi. Normal yaşamda çok iyi Müslüman olan bir insanı internette daha farklı görebileceğimizden söz etti ve bu konuda nelere dikkat etmemiz gerektiği üzerinde durdu.  Daha sonra konuşmasını Furkan: 63-76 ayetleri ile bitirdi.

“Rabbinin yoluna hikmet ve güzel öğüt ile çağır ve onlar ile en güzel bir biçimde mücadele et. Şüphesiz senin Rabbin yolu sapanı da bilendir hidayete ereni de bilendir.” (16 / 125 )

Haksöz Haber - Sevranur AYAR

İzmir Özgür Çocuk Kulübü, öğrencilerini tarihe tanıklık edecekleri
Bergama ilçesindeki Pergamon antik kentine götürdü.

Çocukların heyecan ve coşkuyla katıldığı gezinin ilk durağı yol üstündeki Oniks taşı atölyesiydi. Burada görevliler tarafında bu taşların bulunuşu, işlenişi ve çeşitleri hakkında bilgi verildi. Çocuklar oniks taşından çeşitli süs eşyalarının yapımını da merakla izlediler. Atölyenin bünyesindeki mağazada gezinen çocuklara yöresel elma çayı ikram edildi.

Buradan ayrılan öğrenciler yemek yemek için mola verdikleri mesire yerinde topluca namaz kıldılar. Birlikte oynadıkları oyunlar çocukların yüzlerinde tatlı bir tebessüm bıraktı. Yüzlerinden okunan mutlulukla çocuklar bir sonraki durakları Bergama müzesine doğru yol aldılar. Bergama müzesinin Arkeoloji bölümünde Tunç döneminden Bizans dönemine kadar çeşitli kalıntıları incelediler. Müzenin Etnografik buluntuları sergileyen ikinci bölümündeyse bölgeye ait halı, kilim ve el işlemelerini ilgiyle gezdiler.

Ardından otobüslerine binen çocuklar, ilk sağlık merkezlerinden biri olan Asklepion’a girdiler. Asklepion’da asırlar öncesinde insanların nasıl tedavi edildikleri öğrendiler. Bu bilgiler eşliğinde Pergamon antik kentine çıkan öğrenciler Roma dönemi yerleşmesinin kalıntıları arasında öğretmenlerinin şu kayda değer sözlerini dinlediler: “İlk insandan bugüne medeniyetler gelip geçmiş, korunaklı binalar, gösterişli sütunlar inşa edilmiştir ama hiçbir kul ölüm gerçeğinden kaçamamış, kurdukları yüksek medeniyetler de yok olup gitmiştir. Bizler için kalıcı olan ise bir Müslüman gibi yaşayıp Rabbimizi razı edecek salih ameller işlemektir.

Bergama’nın tarihi bir cami’sinde kılınan ikindi namazının ardından İzmir’e dönüldü.

Haber: Ahsen Sayan
Foto: Sena Akdeniz

 

Özgür-Der Tatvan Şubesi Çocuk kulübünün her hafta sonu yapılan erkek çocuklara yönelik alternatif eğitim çalışmaları devam ediyor.
Bu hafta kulüb hocası Sinan Kıranşal gözetiminde doğa sevgisini kazandırmak amacıyla ağaç dikme ve temizlik çalışması yapıldı. Çocuklarla birlikte ağaç diken kulüp hocası, çocuklara ‘İslam Peygamberi Hz. Muhammed (SAV)  ağaca ve doğaya verdiği önemi anlattı. Kıranşal bu etkinliklerin bundan sonra sürekli olacağını belirtti.

Diyarbakır Özgür Çocuk Kulübü 4. ve 5.sınıf öğrencilerini Diyarbakır’da bulunan Güneş Ev’ine ziyarete götürdü.

Ziyaretin öncesinde öğrenciler Özgür Çocuk Kulübünde Güneş Evi’ni anlatan bir cd izlediler. Ziyaret sırasında ise Leyla Biliğ öğrencilere Güneş Evi’nin yapım aşamaları ve  güneşten nasıl enerji elde ettikleriyle ilgili bilgi verdi.

Biliğ, Güneş Evi ile ilgili şunları kaydetti: 

Isıtma, soğutma ve aydınlatma gibi tüm enerji ihtiyacını güneşten karşılayan Türkiye’nin ilk örneği Diyarbakır’da açıldı.

 Güneş Evi projesi esas olarak bir evin bütün ihtiyaçlarının güneş enerjisinden nasıl temin edildiğini gösteriyor. Güneş Evi’nde havadan havaya enerji transferinden yararlanmak için de yine toprak altına 30 santim çapında 88 metre boru döşendi. Hava borularından terleme sonucu su yoğunlaşmasına karşılık başta ve sonda tahliye noktaları oluşturuldu. Dışarıdaki ve içerideki ısı farkının ortaya çıkardığı vakum etkisiyle dış taraftaki borudan giren 40-50 derece sıcaklıktaki hava, yerin altında 88 metre dolaşarak 15 derece toprak sıcaklığı nedeni ile soğutuluyor, doğal vakum ve gerektiğinde devreye giren aspiratörle serinlik sağlanıyor. Doğayla uyumlu bütün koşullarının oluşturulduğu Güneş Evi’nde aynı zamanda, yörenin enlemine eşit olarak 40 derece eğimli olan güney çatısında, yine güneye bakan 17 derece eğimli mutfak çatısında her biri 162 wat’lık toplam 3.88 kilowat kurulu güce ulaşan 24 adet PV güneş paneli bulunuyor. Bu düzenek, invertör, regülatör ve depolama amaçlı 16 adet 12 volt 100 amper özel aküler aracılığı ile elektrik ihtiyacını sürekli karşılıyor. Hidrojen teknolojisi yaygınlaşana kadar enerji depolamak için şimdilik akü kullanılıyor. Evin sıcak su ihtiyacını karşılamak için çatıda ayrıca iki adet güneş kolektörü ve zemin katta özel sıcak su deposu bulunuyor.

Zeynep Toğrul / Islah-Haber

Özgür-Der Tatvan Şubesinde ‘Peygamberi Doğru Anlamak’ konulu program gerçekleştirildi. Program, Hatice Kıranşal’ın Kur’an-ı Kerim ve Mealini okumasıyla başladı. Özgür-Der Çocuk Kulübü üyelerinin okudukları şiir ve ilahiler ilgiyle dinlendi.

Özgür-Der Tatvan Şubesinde ‘Peygamberi Doğru Anlamak’ konulu program gerçekleştirildi. Program, Hatice Kıranşal’ın Kur’an-ı Kerim ve Mealini okumasıyla başladı. Özgür-Der Çocuk Kulübü üyelerinin okudukları şiir ve ilahiler ilgiyle dinlendi. Ardından Sümeyye Sönmezler özetle;

İslam’ın üç ayağı vardır. Allah, Kitap ve Peygamberdir. Biz Allah’ı ve kitabı, Hz. Muhammed (s) aracılığıyla öğreniyoruz. Hz. Muhammed (s) bize en yakın halkadır. Bizim aramızdan seçilmiş bir elçidir, bizim gibi bir insandır. Vahyi anlamada vahyi uygulamada bizim için örnektir. Peygamberimizi, kitabın yani; Kur’an’ın Allah’ın bize bildirdiği şekilde doğru anlarsak, dinimizi de doğru anlamış oluruz. Bildiğiniz gibi Nisan ayı, diyanet tarafından Kutlu doğum haftası ilan edilmiştir. Fakat Türkiye genelinde Kutlu doğum haftası etkinlikleri, peygamberimizi anma adıyla yapılıyor olmasına rağmen, Hz. Peygamberin gerçek mücadelesini ve örnekliğini yansıtmıyor. Hatta zaman zaman bu kutlamalarda ölçüler kaçırılır; Allah Resulünün kutlu mücadelesini doğru anlamak ve güzel ahlakını hayatımıza taşımak yerine, abartılı sözler, şiirler ve ilahilerden oluşan kuru bir övgü edebiyatı yapma kolaycılığına yöneliriz…

Dahası farkında olmadan, Peygamberimize yersiz kutsallıklar izafe eder, İslam’ın ve Kur’an’ın özüne uymayan yakıştırmalarda bulunuruz. Oysa peygamberimiz şöyle buyurmuştur. ‘Ey insanlar, Hıristiyanların Hz. İsa’yı yücelttikleri gibi, siz de beni yüceltip Allah’a şirk koşmayın. Ben Allah’ın kulu ve Resulüyüm’. Dahası Peygamberimiz bir anıymış gibi Onu sadece mevlit kandillerinde anar hale geldik. Peygamberimiz bir Müslüman için anı olabilir mi? Anılar, geçmişte kalan, geçip gitmiş olanı temsil ederler. Peygamberimiz bir Müslüman için, anılarda kalan; geçip gitmiş olan dolayısıyla anılanımdır? Birini anmak, hatırlamaktır. Hatırlamak iyidir, ama onu hatırlamakla teselli olmak düşündürücüdür. Peygamberimiz ne vahyin postacısıdır, ne de müminlerin hayatından sessizce çekilip giden biridir. O sünnetleri, ilahi mesajı ve hayat düsturlarıyla yaşayan, sürekli hayatımızın içinde ve hayatımıza tamamen müdahil bir peygamberdir. Onun misyonu onun hayatıyla sınırlı değil, kıyamete kadar geçerlidir…

Hz. Peygamberin anılmasına ve anlaşılmasına yönelik programlar düzenlenmesi tabii ki güzeldir, gereklidir. Ancak, peygamberimizi anmak ve onu tebcil etmek isteyen bir müslümanın her hangi bir güne saplanmasına lüzum yoktur. Müslümanlık nazarında mübarek olmayan hiçbir gün ve saat yoktur. O günü, o saati müslümanca, Hz. Peygamberi rehber ve örnek tutarak yaşayan insan, umulan her bereketi bulur. Allah Teala şöyle buyuruyor. ‘ Biz kesinlikle Peygamberleri müjdeleyici ve sakındırıcı olarak göndeririz. Her kim iman eder Salih amel işlerse, kesinlikle onlara hiçbir korku yoktur ve onlar üzülmeyecektir. (Enam-48)

 

Diyarbakır Özgür Çocuk Kulübü 13.03.2010 tarihinde Kur’an-ı Kerim’e geçen öğrencileri tebrik etmek amaçlı bir kutlama yaptı.
    

    Diyarbakır Özgür Çocuk Kulübü 13.03.2010 tarihinde Kur’an-ı Kerim’e geçen öğrencileri tebrik etmek amaçlı bir kutlama yaptı.Kutlamaya kulüp öğretmneleri,öğrencileri ve Kur’an-ı Kerim’e geçen öğrencilerimizin velileri katıldı.
    Program kulüp öğretmenlerimizden Şadiye Aslan’nın günün anlam ve önemini ifade ettiği küçük konuşmasıyla başladı.Şadiye Aslan’nın, konuşmasından sonra Özgür Çocuk Kulübü Müdüremiz Leyla Akelma “Kur’an-ı Kerim’i okumanın biz müslümanlarca ne kadar önemli olduğunu” anlatan bir konuşma yaptı.
   Program kulüp öğrencilerimizden Betül Evin Polat’ın okuduğu Kur’an-ı Kerim ve Eylül Dilara Yılmaz’ın okuduğu meali ile devam etti.Ardından Özgür Çocuk Kulübü koromuz Salavat ve Allahu Ekber parçalarını bizimle paylaştılar.
   Kur’an-ı Kerim’e geçen öğrencilerimize velilerin hediyeleri vardı,program hediyeleşme ile devam etti.Hediyeleşmesinin sonrasında ise program yapılan ikramlarla sona erdi.

   Zeynep Toğrul - Islah Haber