Özgür Çocuk Kulübü Veli Seminerleri…

Özgür Çocuk Kulübünün her ay düzenlediği veli seminerlerinin üçüncüsü gerçekleşti.

“Çalışan anne ve çocuk” başlıklı semineri Nursel Küçükaytekin sundu.

Küçükaytekin konuşmasında günümüzde çalışan birçok annenin idealleri, hedefleri veya sosyalleşme mantığıyla hareket edip, çok zaruri olmadığı halde iş hayatına atılarak çocukların anneye en çok muhtaç oldukları bir zamanda kreşe veya yuvalara bırakıldığını söyledi. Çalışan annelerin çocuklarına yeterli zamanı ayıramadıkları için çocuklarının iç dünyasına giremediklerini bunun sonucunda da anne babadan kopmuş birbirini anlamayan bireylerle karşılaştığımız gerçeğine dikkatleri çekti.

Küçükaytekin Peygamberin (s.a.v) çocuklara bakış açısını önemsememiz ve bu doğrultuda çocuklarımızı büyütmemiz gerektiğini belirterek Peygamber’in hayatından örnekler vererek konuşmasına devam etti.

Aile kavramının önemi üzerinde duran konuşmacı ayrıca günümüzde birçok kadının annelik işini külfet olarak gördüğüne vurgu yaptı. Çocukların hepsinin birer ayrı dünya olduğunu, genelde aile özelde ise annenin görevinin o dünyanın içine girmek olduğunu söyleyen Küçükaytekin onlarla kaliteli zaman geçirmenin de önemini belirterek daha sonra çalışan anne ve çocuk diyalogları ile ilgili yaşadığı bir kaç olaydan örnekler vererek konuşmasının bitirdi.

Seminer katılımcıların sorduğu sorulara verilen cevaplarla son buldu.

Haksöz Haber/Nilüfer İnan

Özgür Çocuk Kulübü Bursa Şubesi Ördekli Kültür Merkezi’nde dönem sonu etkinliği gerçekleştirdi.
Program Kur’an tilaveti ve meal sunumuyla başladı. Çocuk kulübü faaliyetlerinin ehemmiyeti, çocuk eğitimi ve ailenin önemine dair Özgür Çocuk Kulübü genel sorumlusu Zehra Çomaklı Türkmen bir konuşma yaptı. Konuşmasında modern ve seküler hayatın çocukları yalnızlaştırdığını, bireyselleştirdiğini ifade etti. Birlikte iş yapma, insanlarla iletişime geçme konusunda çocukların zorluk yaşamamaları için anne ve babaların onları ” Kendinizi ve ehlinizi cehennem ateşinden koruyun. “ilahi buyruğun bilinciyle yetiştirmeleri gerektiğini hatırlattı. Özgür Çocuk Kulübü müziğin, eğlencenin ve bilginin alternatifini vermeyi hedeflediğini ifade etti. Konuşmanın ardından Bursa Çocuk Kulübünün önceki etkinliklerinden fotoğraflarla hazırlanmış bir slayt gösterimi sunuldu. Özgür çocuklar şiir ve tiyatrolarını sunmaya başladı. Çocuklar şiirlerde ve temsillerinde infak, direniş ve coğrafyalarda yaşanan zulümler konularını işledi.
Program Özgür-DER Bursa Şube başkanı Aziz Avar’ın konuşması ve değerlendirmesiyle sona erdi.

Çocuk kulübünün erkek çocuklara yönelik düzenlediği “Allah’a Karşı Sorumluluklarımız” etkinliği çocuklara dernekte verilen yemek ila başladı. İran yapımı olan “Cennetin Çocukları” adlı sinema gösterisi ile devam eden etkinlik, çocuklar topluca filimi izledikten sonra oturma salonuna geçip öğretmenleri tarafından çocuklara yönelik filmde öne çıkan konular hakında sorular sorulup çocukaların görüşleri alındı.

Daha sonra derneğin yönetim kurulunda olan Cengiz ÇALAN hoca tarafından tarafından çocuklara “Allah’a Karşı Sorumluluklarımız” konulu bir sohbete yapıldı.

Cengiz Hocanın konuşmasında ön plana çıkan başlıklar şunlardı.

1- Allahı sevmek

2-Allhatan Özür ve bağışlama dilemek( Tövbe)

3-Allahı yardıma çağırmak (Dua)

4-İyilik ve Doğruluk,

5-Yardımlaşma

6-Başkalarına maddi ve manevi yardımda bulunmak( İnfak)

İffetli olmak

8-Arabulucu Olmak

9-Emanete Riayet Etmek

10-Adil Olmak

11-Alçak Gönüllülük

12-Hoşgürü ve Bağışlama

13-Sözünde Durmak

14-Görgülü olmak

15-İnsanlara İyi Davranmak

16-Dünya ve Ahiret Dengesi

Sohebetten sonra cemaat olarak kılınan ikindi namazından sonra etkinlik sona erdi.

Adnan YEŞİLDAĞ /HAKSOZHABER

Özgür-der Aylık Gençlik Seminerlerinin üçüncüsü 16 Ocak Cumartesi günü yapıldı. Seminere başlamadan evvel birlikte kahvaltı yapan gençler seminer başlayıncaya kadar aralarında sohbet ederek birlikteliklerini kuvvetlendirdiler. Kahvaltıdan sonra salona geçen gençler seminer için hazırdılar. Zeynep Aydın ve Aysel Ayar’ın konuşmacı olduğu seminerin konusu “İmtihan bilinci ve sınanmak” idi.

İlk konuşmacı olan Zeynep Aydın imtihan bilincinin hayatın tümünü kuşattığını hatırlatarak konuşmasına başladı.  İmtihan bilincinin Müslümanları diri tuttuğunu ifade eden Aydın, “Biz gerçekten neyi hedefliyoruz?” sorusunu sordu ve müminlerin asıl önceliklerinin İslama uygun yaşamak olması gerektiğine vurgu yaptı. Bu yaşam biçimini oluşturabilmek için ise insanın akıl ve vahiyle donatıldığını ifade etti. Sahip olduğu bu donanımlar sayesinde hayat boyu imtihan içinde olan insanın, ergenlik, olgunluk gibi belirli evrelerden de geçtiğini göz ardı etmememiz gerektiğini belirtti. Allah’ın bizi imtihan etmesindeki en büyük mucizenin birbirlerimizin kâğıtlarına bakmakta serbest olduğumuzu söyleyen Aydın, çevremize örnek olma sorumluluğumuzu hatırlattı. Dünyanın oyun ve oyalamalarından nefsimizi arındırıp dünya ve ahretimiz için dengeli eylemliliklerde bulunmamızdan bahsetti ve şu ayetle konuyu biraz daha açtı: De ki: ” Şüphesiz benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm âlemlerin Rabbi olan Allah’ındır.” (Enam Suresi, 162) Ve diğer bir ayetle konuyu bütünledi: İnsanlar, «İman ettik» demeleriyle bırakılacaklarını ve kendilerinin imtihan edilmeyeceklerini mi sanıverdiler?(Ankebut/2)

Ayrıca kendini terbiye etmeyen insanın mücadele sürecinde, baskılara karşı tavır almada tutarsızlıklar göstereceğini belirtti. Bu yüzden her daim kendimizi sorguya çekmemiz gerektiğini ifade etti. Buradan hareketle Allah’ın insanlara zulmetmediğini ve insanların ancak kendilerine zulmettiklerini bildirdi.

Daha sonra imtihan edilen insanın başına gelecek zorluklardan bahseden Aydın, daha önceki kavimlerin başlarına gelenlerin bizim de başımıza gelmeden cennete gireceğimizi ummanın boş bir beklenti olduğunu ifade etti.  Peygamberlerin çetin imtihanlarından da bahsederek konuyu noktaladı.

 

İkinci konuşmacı olan Aysel Ayar,  peygamberlerin de ağır imtihanlardan geçtiğini hatırlatarak Peygamber kıssalarından örnekler verdi. Ömrümüz boyunca çeşitli kurallarla imtihan olduğumuzu ama önceliğin Allah’ın kuralarında olduğunu anlattı. Başörtüsü, eğitim süreci gibi güncel konularla konuyu tamamladı. Ve konuşmadaki önemli vurgulardan biri de şu idi: Allah’ın bizi dünyada imtihan etmesi kötülüklerimiz sebebi ile değildir. Bunlar; iyilerle kötülerin ayrılması için birer vesiledir.

 

Konuşmanın sonunda dinleyicilere küçük kâğıtlar dağıtıldı. Gençlerden, seminerden anladıklarını ve akıllarında kalanları yazmaları istendi. Çocuk kulübü öğretmenlerinin hazırladığı panolara bu küçük kâğıtlar asılarak seminere son verildi.

 

Zeynep Sena KOCABAŞ

 

 

Diyarbakır   Özgür Çocuk Kulübü öğrencilerine yönelik etkinlik yaptı

Diyarbakır Özgur Çocuk Kulübü 26-11-2009 Cumartesi günü   öğrencilerine eğlendirirken öğreten “Tavşan ve Ördek (Yüzyılın Karsılaşması)” çizgi filmini izlettirdiler .

Tavşan ve Ördek filminin ardından öğrenciler ve ögretmenleri birlikte yemek yediler.Yemeğe öğrenciler dua ile baslayıp,tekrar dua ile bitirdiler.Yemek sırasında öğretmenleri öğrencilere yemek adabını ve sofra düzenini anlattılar.

Yemeğin ardından kız ve erkek öğrencilerin  ayrı ayrı namaz kılmasıyla ve namazın ardından dua etmeleriyle program sona erdi.

Zeynep Toğrul - Islah Haber

Özgür Çocuk Kulübü’nün her ay düzenlediği veli seminerlerinin ikincisi gerçekleşti!

“Çocuk Eğitiminde Bazı Hatalar” başlıklı semineri Zehra Çomaklı işledi. Çomaklı sözlerine yaşadığımız toplumun değerlendirmesini yaparak başladı. Yaşadığımız ülkede gençlere sağlıklı ve sahih bir şekilde ana-baba eğitimi verecek yaygın bir model veya eğitim kurumunun bulunmadığını belirten Çomaklı, bu sosyal model eksikliğinin, Kur’an merkezli diri ve yeterli bir toplumsal yapıya sahip olamadığımız anlamına geldiğini de vurguladı.

İnsanların çocuk sahibi olma isteklerinin fıtri bir arzu olduğunu söyleyen Çomaklı, çocuğun nasıl yetiştirileceği noktasında verilen eğitimde yanlış tutumların sergilendiğini söyledi. Genelde insanların çocuklarını yetiştirirken ya kendi anne ve babalarını örnek aldıklarını ya da ailelerinden iyi bir eğitim almamışlarsa “ben yapamadım” gibi söylemlerle kontrolsüz eğitim şekilleri uyguladıklarını ifade etti. Bunun yanı sıra ebeveynlerin ya aşırı baskıcı ve otoriter tutum sergileyen geleneksel formu kullanıldıklarını; ya da boşvermişlik haline sarıldıklarını ki bu muamelenin getirmiş olduğu sokak veya moda kültürünün çocuğu şekillendireceğini dile getirdi. Çocuğun alması gereken eğitimi şöyle değerlendirdi: “…oysa çocuk eğitimi bu uçlara kaymadan gerçekleştirilmesi gereken; bunun için de bilgi, tutarlılık ve disiplin isteyen bir konudur. Her şeyden önce ebeveynler çocuklarından bekledikleri davranış modeline uygun davranışlar içinde olmalıdır. Örneğin, ürünün yetişmesi, mahsulün iyi olması, ekilen tohumun, içinde yetiştiği toprağa bağlıdır.”

Çomaklı, çocuğun yetişirken ilk eğitimini almasında ailenin önemli bir fonksiyonu olduğundan bahsetti. Gözlerini dünyaya yeni açan bir çocuk için anne-babanın tutumu, kişilik yapıları, ilişki kuruş tarzları onun nasıl bir insan olacağını büyük oranda belirlediğinin altını çizdi. Çomaklı, araştırmalara göre anne ve babanın çocuğu eğitirken baskıcı ve otoriter, aşırı serbestliğe dayanan/gevşek, kararsız, sorumsuz, aşırı koruyucu ve kollayıcı, ilgisiz, güven verici/ destekleyici gibi tutumları sergilendiklerini bildirdi.

Bu tutumlardan bahsettikten sonra ailenin çocuğun eğitimi üzerinde yaptıkları bazı hatalı davranışları şöyle sıraladı:

1.    Ebeveynler, her şeyi kurumlardan beklemek gibi ciddi bir zaaf içersine giriyorlar. Oysa ki söz konusu kurumlar çocuğun ailede aldığı eğitimi pekiştiricidir. Yani asıl eğitim ailede verilir.

2.    Pedegok ve çocuk eğitimcilerinden acil reçeteler beklenmektedir. İnsan yapısı tek boyutlu değildir. Bu nedenle her çocuk kendi içinde değerlendirilmeye tabi tutulmalıdır.

3.    Din eğitimi konusunda dengeli bir eğitim önemlidir. Dindar aileler Kur’an eğitimini, çok önemsemektedirler. Bu, ihtiyacı öncelediklerinde bazı gereklilikler gözlerinden kaçmış olacaktır. Asıl olan, çocuğun sosyalleşeceği ve değer yargılarının kazanacağı ortamlarda bu tür eğilime ve öğrenime muhatap olunmasıdır.

4.    Din eğitimi adına yapılan önemli yanlışlardan biride çocuğun fıtratına aykırı tutum ve davranışlarda bulunmaktır. Örneğin, beyni sol eli kullanmayı hükmeden bir çocuğa yemek yerken “Allah seni yakar, sevmez.” Tarzında yanlış söylemlerle sağ elle yedirmeye çalışmak fıtrat zorlamaktır.

5.    Çocuklara yaklaşımda adalet ve eşit kavramını da birbirinden ayırmak gerekir. Adalet bir elmayı ikiye bölmek değildir, herkese hak ettiği kadarını vermektir.

6.    Çocuklarla kaliteli ve dengeli zaman geçirmek çok önemlidir. Az veya çok; nitelikli birliktelikler oluşturulmalıdır. Çocuklarla katılımcılık ruhunu pekiştirmek ve onların kavrayacağı şekilde aile toplantıları yapmak eğitim, denetleme ve sorunları zamanında çözümleme açısından önemlidir.

7.    Çoğu aile çocuklarına büyük ödüller veya cezalar uygular. Başarı konusunda cep telefonu alma vaadi, başarısızlık halinde dayak tehdidi gibi. Oysa dövme yerine bir şeylerden mahrum bırakma korkusu aşılamak ve bunu gerektiğinde bir bakışla, mimiklerle ifade edilmek çok daha önemlidir.

8.    Aileler çocuklarını belli bir hedefe doğru harekete geçirmek, istenilen doğrultuda çaba göstermelerini sağlayabilmek için her hangi biriyle kıyaslarlar. Çocuğun başkalarıyla çok sık kıyaslanması oldukça yıpratıcıdır. Çocuk kıyaslanan kişilere karşı olumsuz bir tavır sergiler. Bu nedenle hayatı daha da boş vermeye başlayabilir.

Ne Yapmalıyız?

Çomaklı konuşmasının son bölümünde de bütün bu olumsuz davranışlara ilişkin yapılması gerekenler üzerinde durdu. Her çocuğun özel olduğunu ve kendi içinde kıyaslanması gerektiğini ve kendi başarısı oranında değerlendirilmesi gerektiğini kaydetti. İnsanların çocuklarına model arama hususunda öncelikle kişinin kendisinin bir örneklik teşkil etmesinin mühim olduğunu söyledi. Mesleki başarıda da, okul başarısında da sadece yeteneklerin yeterli olmayacağını, çevreninde başarıya giden yolda ki ehemmiyetine değindi.” Aile çocuğun yetişmesinde gerekli olan malzemeyi vermeli, seçimi çocuğa bırakmalıdır” diyen Çomaklı, anne-baba çocuğa,”yap” veya “yapma”  komutları yerine, yapılması ve yapılmaması gereken davranışlarının nedenlerini sıcak, sevecen ve ciddi bir üslupla anlatmaları gerektiğinin altını çizdi. Çomaklı son olarak “Ümmet diriliği ve gücü olamadan bu tür ihtiyaçlarımızı örgün eğitimle değil, yaygın eğitimle kazanabileceğimizin bilincinde olmalıyız. Yaygın eğitim ise vahyi ölçüler konusunda samimi olarak arayış içinde olan ve istişari paylaşıma açık olan insanların varlığı sayesinde, sahih ve sosyal bir değer üretebilir.”diyerek sunumunu sonlandırdı.

Haber: Sündüz Altuntaş

 

 

 

 

 

 

Özgür-Der Çocuk Kulübünün 3. kaynaşma gezisi 26 Aralık 2009 tarihinde Miniatürk’e yapıldı. Öğrenciler hem tarihi mekânların maketlerini gördüler hem de girişte onlara verilen tanıtım kartlarıyla eserlerin tarihlerini dinlediler. Öğrenciler alanın içindeki trende turladıktan sonra  parkta eğlendiler. Ayrıca çocukların alanda Mescid-i Aksa maketini gördüklerinde sevinç ve heyecanları gözlemlendi.

2009-2010 eğitim ve öğretim yılında da Özgür Çocuk Kulübü anaokulu, eğitim hayatına devam ediyor. 3 ile 6 yaş grubu çocuklara dini eğitim, el işi faaliyetleri, ana dil eğitimi, okuma yazma etkinlikleri vs. gibi eğitimlerin verildiği Çocuk Kulübü’nde bunun yanı sıra gezi-gözlem faaliyetleri de yapılmaktadır.

Hem öğrenmeye hem eğlenmeye…

Özgür Çocuk kulübü minik üyeleri eğlenmek için kapalı oyun alanına gittiler. Oyun parkında bulunan atlıkarınca, gondol, tren vs. gibi oyun aletlerine binen çocuklar eğlenceli bir gün geçirdi. Birlikte oyun oynamanın tadına bir kez daha varan çocuklar servislerin gelmesiyle evlerine doğru yol aldılar.


Siverek Özgür-Der’de çocuk külübü, kız çocuklarına yönelik “Allah ve Çocuk Sevgisi”adlı etkinlik düzenlendi.

 
Çocuk kulübünün kızlara yönelik düzenlediği “Allah ve Çocuk Sevgisi” etkinliği İran yapımı olan “Cennetin Çocukları” adlı sinema gösterisi ile başladı. Çocuklar topluca filimi izledikten sonra oturma salonuna geçip öğretmenleri tarafından çocuklara yönelik filmde öne çıkan konular hakında sorular sorulup çocukaların görüşleri alındı.
 
 Daha sonra derneğin yönetim kurulunda olan Cemil YEŞİLDAĞ tarafından çocuklara “Allah ve Çocuk Sevgisi” konulu bir sohbete geçildi. YEŞİLDAĞ’ın sohbetinde ön plana çıkan başlıklar şunlar.
 

 ”İçinde yaşadığımız dünya Allah’a aittir, her şeyi O yaratmıştır, varlıklar O’na aittir” cümlesi ile başladı.

Ardından çocuklara namazda okunan veonlarında bildiğiniz Ihlas suresinin tefsirine değinip Allahı’ın Cemal (kullarını seven, koruyan) sıfatına değindi.

Gerçekte Allah kullarını özellikle çocukları ve gençleri çok sever ve onlara sayılamayacak kadar nimetler verdiğini iafde eden Yeşildağ Allah’ın insanlara yiyecek, giyecek vb. sayısız nimetleri verdiği, bunun için O’na inanılması, şükredilmesi gerektiği herkesten ve her şeyden çok O’nun sevilmesi lazım geldiği söyledi.

İslam dininde çocukların ve gençlerin çok önemli bir yeri ve müstesna bir değer verdiğine değinip örneklerle açıkladı.

Allah bizleri hepinizi cennette görmek ister bilir misiniz? sorusunu sorup cennet tasvirleirne değiniler vaptı.

Çocuklar ve gençler Allah’ı ile diyalog kurmamızın en güzel yolu dua olduğuna değinerek, bizim en çok sevmemiz gereken Allah olmalıdır. Allah sevgisi yerine asla sanatçı futbolcu dizi yıldızları reklâm yıldızları olmamalıdır dedi.

Allahın bu sevgisine layık olmak için peki bizler ne yalpalı ya da ne yapmamalıyız?

 

Yalan, Hırsızlık, Kandırma, Küfür, Kızma, Tembellik, Hakaret,

 

 

Anne baba sevgisi, Temizlik, Namaz, elimizdekileri arkadaşlarımız ve kardeşlerimiz ile paylaşmak, vb…değiniler yaparak sohbetine son verdi.

 

Sohbetten sonra çocuklara yapılan pasta ve meyve suyu ikramından sonra  etkinliğe son verildi.

Adnan Yeşildağ/ Haksozhaber